Debelenme?!.../ Mehmet Aksoy
Bu umarsız duruşu biliyorum ben. Derin karanlık bir kuyu vardır o bakışların ardında. Değer vermiyor bilmeden değersizleştiğini, yokederken son güzelim pırıltıyı da kuyulaşan koyulukta. Özlemedin mi gözyaşlarının bir başkası için akmasını? Anlamsız bir filmde gülerken ağladığına, aptallığına; gülebilirken ağlayabildiğine aptallığına bir filmin; anlamsızlığına ve ağlayabilindiğine aptallığa, aptallığına, hatırlıyor musun hala? Oradakini biliyorum ben, bende de vardı senden, belki de gitmedi hepten. Karanlıkta ıslık çalan gölgeler, mırıltıları hep korku tonunda, sendeki karanlığın yanında esamisi okunmasa da, dengeli bellenme yok ya bunda, korktuğun da bu aslında; daha fazla kuyundaki karanlık. Ne doluyor başkayla ne de boşalıyor, görüyorum orda öyle duruyor. Duruyor, durduruyor, duraklıyor. Debelenmiyorsun teslim olmuşsun.
Mevlevi tekkesi yapmak gönlü ama kapıyı biraz gizliye açmak. Önünden geçerken kendiliğinden açılan alışveriş merkezi kapıları gibi değil ama kilitli olmasa da rezeleri biraz paslı belki yağmurla şişmiş tahtaları olan bir kapı. Açılmaya hazır bir kilitsizliği olsa da biraz zorlanmak isteyen girecek olan tarafından. Bu belki kişisel inisiyatif alınmasını bekleme riskini göze almak o ağır tahta kapının ardında. Bir nevi saklambaç bu, bilmem oyun mu, hadi oyun olsun sorun mu? Ebe kimliğinin tespiti güç, saklanan ve arayan arasında. Ortada ebe yokken saklananın umut ettiği arayan ya da ebeliğe soyunmuş bir arayan, acep var mı saklanan? Bulunmak umuduyla saklananın zavallı yalnızlığı ve arayanın yalnız zavallılığı. Sanılanın aksine asosyallerdir derdini apaçık ortaya koyan, kalabalıkta yalnızlık çekenler daha gizli ağlarlar. Kalabalığında asosyalleri hiç karıştırmamalı, atın arkasına bağlayıp kamçılamalı atları.
"Ben beni bilmez isem kimleri bilebilirem
Ben bir kaybolmuş isem kimleri bulabilirem
Ya ben benle isem başkayı neylerem."
Başucundaki biblolar pek de şirin, hangi romandan fırtladı yatak odana ya da sen de mi ordansın yoksa ben mi bir kitaba tıkıldım? Yok yook bu abartı... bu yapaylık... kim çizdi seni, karikatür?
Evet bilimkurguları ben de severim ama artık sevişmeyelim. Yolculuklara gidelim, başladığı yerde bitelim yani dönelim, hep bir ileri bir geri etmeyelim. Kafamdaki sikişiklik senin de suçun değil tabii, neden olsun, sikin yok ki senin. Ama ya dilin. Seksist bir sikten kötüsü yapay bir sik, ki yapay olan en seksist burda. Debelenmeliymişim biraz daha oysa, daha iyi olacakmış bizim için.
Kadınlar hakkında çok bir fikrim yok, aslına bakarsan çok da kafamı yoran bir... ne demeli bilemedim.
Mutsuzluğun terbiyesizliğinle yaşıt mı, hangisi kovalıyor ağzı salyalı bir köpek gibi yoksa tam da tersi mi, tasmalı ardından mı sürükleniyor ağzı salyalı bir köpek gibi. Biçim-biçem tartışmasını aşka fırlatsanız don huan-sirano gibi bir şeyle karşılaşıverirsiniz. Ziv ziiiv ziv... çok duyuldu bunlar çook. Biri birini tercih eder elbet kendine göre. Hangisi bozulur diğeri tercih edildi diye, hele ikisi birarada ise aynen yüzyılın reklam kampanyalarında olduğu gibi. Kredi kartına taksitle, ille de ısrarlıysan indirimli de... ama yeter debelenme.
Kadınım çalışmak mı istiyorsun, iyi ama niye? Ee peki ben çalışmayayım öyleyse. Yok canım yapmazsın öyle şeyler bana, ayıp ayıp. Ne gerek ki, niye, ben çalışmak istemiyorum gereksizse, aaa deli mi ne? Kavga edemicem senle sikimi tuvalette unuttum, bir vajinanın karşısında siksiz de şansım var aslında ama çok haksızlık olur, zaten kabul etmez ki, ne de olsa yeri
belli, olsa kaç yazar olmasa kaç. "Debelenme teslim ol". Eyvah yine yenildim. Neyse şimdi daha güzel yenildim Samy amca teşekkür ederim.
Derisini fırlatıp atıyor yılan, soyunuyor. Daha güçlüsü, daha yenisi için bırakıyor kostümünü. Ey yılanlar ne zaman ıstakozluğa erişeceksiniz, yeniledikten sonra kabuğu, yeni kılıfla ilk ziyafeti eskiyi mideye indirerek çekeceksiniz. Eski kabuk girince zayıf kabukla korumasız kalan bedene yeni kabuğu sağlamlaştırır içindeki enerciiyle. Benzerlik gözyaşartıcı da doğayla yakın (özdeş mi demeli yoksa, ayy) yaşamak yanlış anlaşılmış sanki mi ne? Maskenin altından sürekli, maskeler çıkaran ilizyoncular gibisiniz de yaşamda illüzyon yaratmayı da yanlış anlamışsınız mı ne sanki, hı? Debelenin debelenin de daha hızlı batın derinlere.
Kuşun biri karda kışta kalıvermiş de çok üşümüş, az daha ölcekmiş de bir inek üzerine sıçıvermiş. Donmak üzere olan kuş bokun sıcaklığıyla ısınmış haliyle, çok mutlu olmuş şarkı söylemeye başlamış. Şarkıyı duyan bir tilki de gelip bokun içindeki kuşu ordan çıkarıp yemiş. Kıssadan hisse de şuymuş; üstüne sıçan her zaman sana kötülük yapan değildir aynen bokun içinden kurtaran da her zaman kıyak yapmıyordur adama. En önemlisi de boğazına kadar boka batmışken şarkı söylemenin hiç akıllıca olmadığıdır. Hımm. Manipülasyon, ortayolculuk, uzlaşmak, sosyal demokrasi, liberal sol, boklu kuş kanadı menüde(möönü mü demeliydi acep gaassaraaylılar). Sigara söndürmekten öte işlevsiz ayaklar yerle sıkı bağlarını koruyan.
I wouldn't piss on you if you're on the fire. (dört bir yanını ateşler sarmış olsaydı bile bebeğim gelip üzerine işemezdim - chumbawamba) Niye böyle şeyler var ki? Şaka maka kültür acayip bişey.
Bakarken bir yoldaşının gözlerinin içine bir çift göğüs, sertleşmiş bir sik, bir zonta, bir solcu kaçıveriyor mu gözünüze, rüzgarda gelen davetsiz misafir tozlar gibi ve arkasından "maskeleeer" "kimlikleeer" lakırtıları da irinler içinde fışkırıyorsa surata, isyan doğal olan olmalı sanki mi ne, hı?
Haliyle unutmamalı umutsuzluğun en iyi dostu olduğunu umudun. O korkulu bir acı çekiş, çekiş de kimden kendinden mi, kendinden saydığından mı? Evet yine, "maskeleeer" "kimlikleeer", soyundukça giyiniyor yılanlar, daha da güçlü zırhlara soyundukça sarılıyorlar. "Sar beni, sar" Sar seri serseri demeliydi. Ben yıldım ama debelenmem istendi. Az kaldı ıstakozluğa, az. Yiyecek attığı kabuğu, binlerce afiyet dilenecek, herkes afiyetler dileyecek. Boğuntu bunlar hem de saçma sapan. Ne de güçlüler, ezilmiyor bedenleri kendilerinin altında. Kokuşmuş muşmula suratlılar, gülüşler ne de iyi göstergeler. İşte bu kokuşmuşluğun kendisi, onlar ezilmiyorlar, ezilmiyorlar da, ya kendisizliğiyle eriyenler. Başkasızlıkla kendisizleşenler artık yalnız kalamıyorlar ki. Debelenme mi? İyi de niye ki?
Niye mi? Bizim deliler taşların ceplerine tıkıyorlar. Delik cepken de bir kuyu da, olmuyor işte. Bizim akıllıların işi kolay o yüzden.
"Debelenme, keskin sirke küpüne zarar."
O yüzden mi sizin küpler bahçede hazinelerinizi saklamaya yarıyor yalnızca.
Kırk küp kırkının da kulpu kırık kara küp
Kırk haramiler geldi aklıma birden. Ama onlar çok kopuktu di mi? (freak freak)
Mevlevi tekkesi yapmak gönlü ama kapıyı biraz gizliye açmak. Önünden geçerken kendiliğinden açılan alışveriş merkezi kapıları gibi değil ama kilitli olmasa da rezeleri biraz paslı belki yağmurla şişmiş tahtaları olan bir kapı. Açılmaya hazır bir kilitsizliği olsa da biraz zorlanmak isteyen girecek olan tarafından. Bu belki kişisel inisiyatif alınmasını bekleme riskini göze almak o ağır tahta kapının ardında. Bir nevi saklambaç bu, bilmem oyun mu, hadi oyun olsun sorun mu? Ebe kimliğinin tespiti güç, saklanan ve arayan arasında. Ortada ebe yokken saklananın umut ettiği arayan ya da ebeliğe soyunmuş bir arayan, acep var mı saklanan? Bulunmak umuduyla saklananın zavallı yalnızlığı ve arayanın yalnız zavallılığı. Sanılanın aksine asosyallerdir derdini apaçık ortaya koyan, kalabalıkta yalnızlık çekenler daha gizli ağlarlar. Kalabalığında asosyalleri hiç karıştırmamalı, atın arkasına bağlayıp kamçılamalı atları.
"Ben beni bilmez isem kimleri bilebilirem
Ben bir kaybolmuş isem kimleri bulabilirem
Ya ben benle isem başkayı neylerem."
Başucundaki biblolar pek de şirin, hangi romandan fırtladı yatak odana ya da sen de mi ordansın yoksa ben mi bir kitaba tıkıldım? Yok yook bu abartı... bu yapaylık... kim çizdi seni, karikatür?
Evet bilimkurguları ben de severim ama artık sevişmeyelim. Yolculuklara gidelim, başladığı yerde bitelim yani dönelim, hep bir ileri bir geri etmeyelim. Kafamdaki sikişiklik senin de suçun değil tabii, neden olsun, sikin yok ki senin. Ama ya dilin. Seksist bir sikten kötüsü yapay bir sik, ki yapay olan en seksist burda. Debelenmeliymişim biraz daha oysa, daha iyi olacakmış bizim için.
Kadınlar hakkında çok bir fikrim yok, aslına bakarsan çok da kafamı yoran bir... ne demeli bilemedim.
Mutsuzluğun terbiyesizliğinle yaşıt mı, hangisi kovalıyor ağzı salyalı bir köpek gibi yoksa tam da tersi mi, tasmalı ardından mı sürükleniyor ağzı salyalı bir köpek gibi. Biçim-biçem tartışmasını aşka fırlatsanız don huan-sirano gibi bir şeyle karşılaşıverirsiniz. Ziv ziiiv ziv... çok duyuldu bunlar çook. Biri birini tercih eder elbet kendine göre. Hangisi bozulur diğeri tercih edildi diye, hele ikisi birarada ise aynen yüzyılın reklam kampanyalarında olduğu gibi. Kredi kartına taksitle, ille de ısrarlıysan indirimli de... ama yeter debelenme.
Kadınım çalışmak mı istiyorsun, iyi ama niye? Ee peki ben çalışmayayım öyleyse. Yok canım yapmazsın öyle şeyler bana, ayıp ayıp. Ne gerek ki, niye, ben çalışmak istemiyorum gereksizse, aaa deli mi ne? Kavga edemicem senle sikimi tuvalette unuttum, bir vajinanın karşısında siksiz de şansım var aslında ama çok haksızlık olur, zaten kabul etmez ki, ne de olsa yeri
belli, olsa kaç yazar olmasa kaç. "Debelenme teslim ol". Eyvah yine yenildim. Neyse şimdi daha güzel yenildim Samy amca teşekkür ederim.
Derisini fırlatıp atıyor yılan, soyunuyor. Daha güçlüsü, daha yenisi için bırakıyor kostümünü. Ey yılanlar ne zaman ıstakozluğa erişeceksiniz, yeniledikten sonra kabuğu, yeni kılıfla ilk ziyafeti eskiyi mideye indirerek çekeceksiniz. Eski kabuk girince zayıf kabukla korumasız kalan bedene yeni kabuğu sağlamlaştırır içindeki enerciiyle. Benzerlik gözyaşartıcı da doğayla yakın (özdeş mi demeli yoksa, ayy) yaşamak yanlış anlaşılmış sanki mi ne? Maskenin altından sürekli, maskeler çıkaran ilizyoncular gibisiniz de yaşamda illüzyon yaratmayı da yanlış anlamışsınız mı ne sanki, hı? Debelenin debelenin de daha hızlı batın derinlere.
Kuşun biri karda kışta kalıvermiş de çok üşümüş, az daha ölcekmiş de bir inek üzerine sıçıvermiş. Donmak üzere olan kuş bokun sıcaklığıyla ısınmış haliyle, çok mutlu olmuş şarkı söylemeye başlamış. Şarkıyı duyan bir tilki de gelip bokun içindeki kuşu ordan çıkarıp yemiş. Kıssadan hisse de şuymuş; üstüne sıçan her zaman sana kötülük yapan değildir aynen bokun içinden kurtaran da her zaman kıyak yapmıyordur adama. En önemlisi de boğazına kadar boka batmışken şarkı söylemenin hiç akıllıca olmadığıdır. Hımm. Manipülasyon, ortayolculuk, uzlaşmak, sosyal demokrasi, liberal sol, boklu kuş kanadı menüde(möönü mü demeliydi acep gaassaraaylılar). Sigara söndürmekten öte işlevsiz ayaklar yerle sıkı bağlarını koruyan.
I wouldn't piss on you if you're on the fire. (dört bir yanını ateşler sarmış olsaydı bile bebeğim gelip üzerine işemezdim - chumbawamba) Niye böyle şeyler var ki? Şaka maka kültür acayip bişey.
Bakarken bir yoldaşının gözlerinin içine bir çift göğüs, sertleşmiş bir sik, bir zonta, bir solcu kaçıveriyor mu gözünüze, rüzgarda gelen davetsiz misafir tozlar gibi ve arkasından "maskeleeer" "kimlikleeer" lakırtıları da irinler içinde fışkırıyorsa surata, isyan doğal olan olmalı sanki mi ne, hı?
Haliyle unutmamalı umutsuzluğun en iyi dostu olduğunu umudun. O korkulu bir acı çekiş, çekiş de kimden kendinden mi, kendinden saydığından mı? Evet yine, "maskeleeer" "kimlikleeer", soyundukça giyiniyor yılanlar, daha da güçlü zırhlara soyundukça sarılıyorlar. "Sar beni, sar" Sar seri serseri demeliydi. Ben yıldım ama debelenmem istendi. Az kaldı ıstakozluğa, az. Yiyecek attığı kabuğu, binlerce afiyet dilenecek, herkes afiyetler dileyecek. Boğuntu bunlar hem de saçma sapan. Ne de güçlüler, ezilmiyor bedenleri kendilerinin altında. Kokuşmuş muşmula suratlılar, gülüşler ne de iyi göstergeler. İşte bu kokuşmuşluğun kendisi, onlar ezilmiyorlar, ezilmiyorlar da, ya kendisizliğiyle eriyenler. Başkasızlıkla kendisizleşenler artık yalnız kalamıyorlar ki. Debelenme mi? İyi de niye ki?
Niye mi? Bizim deliler taşların ceplerine tıkıyorlar. Delik cepken de bir kuyu da, olmuyor işte. Bizim akıllıların işi kolay o yüzden.
"Debelenme, keskin sirke küpüne zarar."
O yüzden mi sizin küpler bahçede hazinelerinizi saklamaya yarıyor yalnızca.
Kırk küp kırkının da kulpu kırık kara küp
Kırk haramiler geldi aklıma birden. Ama onlar çok kopuktu di mi? (freak freak)

0 Comments:
Post a Comment
<< Home